Yaşım ilerlemesine rağmen fiziksel olarak genç görünüyorum. Sakalım olmadığında yüzüm daha da genç duruyor, saçlarımı kısa kullandığımda beyazlar görünmüyor. Bu durum insanların beni olduğumdan küçük algılamasına yol açıyor. Özellikle hemcinslerim tarafından çocuk gibi muamele görmek, ciddiye alınmamak ve yaşa bağlı bir olgunluğun yok sayılması, bu sürecin en rahatsız edici tarafı.
Bu noktada bilinçli bir tercih yaptım. Saçımı uzattım ki beyazlar görünür olsun, sakalımı uzattım ki erkek olduğum daha net algılansın. Yani yaptığım şey yapay bir imaj yaratmak değil; biyolojik olarak zaten bana ait olan özellikleri görünür kılmak. Sakal benim sonradan edindiğim bir aksesuar değil. Erkek olduğum için yüzümde çıkan doğal bir şey.
Biyolojik Gerçekler ve Yanlış Okumalar
Erkeklerde sakal, bıyık ve vücut kılı biyolojik olarak normaldir. Androjen hormonların etkisiyle yüzümüzde ve vücudumuzda kadınlara kıyasla daha fazla kıl çıkar. Biz buna sakal ve bıyık diyoruz. Nasıl saçımızı tarıyorsak sakalımızı da tarırız, uzadığında şekil veririz. Bunların hiçbiri anormal değildir.
Tuhaf olan, bu biyolojik gerçeklerin hâlâ garipmiş gibi karşılanmasıdır. Sakal uzadığında bakışların değişmesi, imalı yorumlar yapılması ya da saç uzatmanın sanki açıklama gerektiren bir durum gibi görülmesi, biyolojiyle değil algıyla ilgilidir.
Toplumsal Algı ve Erkeklik Kalıpları
Toplumda erkeklik hâlâ belirli kalıplar üzerinden okunuyor. Genç görünmek çoğu zaman olgunluk eksikliğiyle eş tutuluyor. Sakalın yokluğu bazen sorun edilmezken, varlığı garipsenebiliyor. Aynı çelişki saç için de geçerli. Erkek saç uzattığında buna şaşırmak, bunu istisnai bir durum gibi görmek, yerleşmiş ama sorgulanmayan algıların sonucudur.
Oysa saç kadın–erkek herkeste uzar. Sakal da erkek bedeninin doğal bir parçasıdır. Sakalın varlığı değil, yokluğu istisnadır. Vücutta kıl olması beklenmeyen değil, beklenen durumdur. Buna rağmen tersinden bir okuma yapılması, erkek bedeninin de sürekli denetlendiğini ve yorumlandığını gösterir.
Olması Gereken ve Toplumsal Sorumluluk
Burada net bir uyarı yapmak gerekiyor. Erkek biyolojisini anormalleştirmeyi bırakmak gerekiyor. Sakalı, saçı, vücut kılını garip birer unsur gibi görmek; insanlara bakış atmak, imalı yorumlar yapmak ya da bunları sorgulamak kimseyi daha bilinçli yapmaz.
Olması gereken şey basit. Biyolojik gerçeklerle barışmak. Erkeklerin farklı hızlarda yaşlanabileceğini, bazılarının genç görünebileceğini kabul etmek. Erkekliğin sakal kesildiğinde kaybolan ya da saç uzatıldığında tuhaflaşan bir şey olmadığını anlamak.
Bu yazıyı kimseye kendimi beğendirmek için yazmıyorum. Sadece şunu netleştirmek için yazıyorum: Erkek olmanın biyolojik gerçekleri normaldir. Sorun bunlar değil; sorun, bu gerçeklere yönelik toplumsal algıdır.
