Hayatım boyunca (32 yaşındayım) başıma birçok olay geldi. Her birinde karakolda ya da savcılıkta şikayet dilekçesi verdim. Bunların hepsini toplasan %5'i ya kabul edildi ya da uzatıldı. Evet, kabul edilenler de hiç araştırılmadı. Sonuç mahkemeye taşındı. Mahkemede somut delilleri yok etti, incelemedi, toplamadı. Konu soyut iddia ile mağdura iftira atarak kapatılıyor, mahkeme masrafı kalıyor. Benim girdiğim mahkemelerin hiçbirinde savunmam, ifadem alınmadı bugüne kadar. Evet, bu ifade benim dediğim olmadı. Kendi uydurdukları ifadeleri senin adına yazıyor. Sen konuşmasan da kapatmak için evrakta hikaye ile mahkemeyi kapatıp suçluyu savunmaya çalışıyorlar.
Elbette direkt suçlamak için bunu söylemiyorum. Yaşadığımı, gördüğümü devletime ve halkıma bildiriyorum. Bu yapılanın kötü niyetle olmadığından da eminim. Ama bu demek değil ki kötü niyetle yapılmasa da mağdur zarar görmüyor.
Kişisel Bilgilerin İfşası
Her mahkemede kimlik bilgileriniz, adres bilginiz suçluya doğrudan teslim ediliyor. Ya da onun kimlik bilgileri, aile bilgisi, TC nosu falan size veriliyor. Bu, bence "gidin birbirinizi öldürün, konu kapansın" gibi bir şey. Kişisel bilgilerin ifşa edilmesini bu şekilde hiç doğru bulmuyorum. Fakat UYAP ve adalet bunu uygun görmüş, düzenleme yapmamış. Devam etmiş, gelenekle ilerlemek zorundayız.Aslında Amaç İşten Kaçmak
Evet, Mersin'de suç oranı yüksek. Evet, bunların birçoğu küçük ufak tefek sorunlar. Bu durum her şeyi ufak olarak görmeye geçiyor. Hırsızlıktan tut darp, öldürmeye teşebbüse kadar her şeyi "KYOK basit olay" olarak adlandırıp iş yükünden kaçıyorlar. Kendi davaları dışında tüm vatandaşlara aynısını yaptığından adım gibi eminim.Şikayet Etmiyorlar Mıdır?
Vatandaşlar kaynaktaki olaylardaki gibi resmi kurumlara şikayet etmiyorlar mıdır? Hayır, elbette ediyoruz. Lakin iş şikayetle bitmiyor. Savcılığı HSK'ya ya da başsavcıya bildirebilirsin. Lakin birine somut delil götürmen gerekecek. Elinde sadece hikaye yazılmış bir KYOK kararı olacak. Burada "soyut iddia" diye hiçbir somut delilinize yer verilmeyecek. Bunu verseniz bile, "sizler somut delili savcılığa vermemişsiniz" diye iddia edip bu sefer başsavcı da HSK da aynı şekilde hikaye yazıp uydurup iş yükünden kurtulmaya çalışacaktır.Nereden mi biliyorum?
Çünkü ben her ikisine de birçok defa başvuru yaptım. Ekteki olaylar sadece bir kız için yapılan eylemler değil. Onlar, sadece kızlara yapıldığını öne sürerek kadın haklarından faydalanmayı amaçlayan mağdur vatandaşlardan bazıları. Açıkçası söylemek gerekirse, parası olan, avukatı olan insanlar bunun dışında. Hiç bu dediklerimi bilmeyen, şikayet edemeyecek birçok mağdur fakir insanlar var.Adliyedeki Protesto
Adliyede denk geldim. Girişte boykot yapıyorlardı. Ayaklanmış, durumu protesto ediyorlardı. Birçoğu okumuş, avukat olmuş. Avukatlardan oluşuyordu. Ellerinde ceketleri vardı, bilirsiniz avukatların takkesi olan ceketler işte. Göstermelik yapmadılarsa, mağdurlarla beraber protestolara katılmış, bir umut olayı görebilecek kodamanın yardımlarını bekliyorlardı.Hayattan Bihaber Olmak
Kötü olan ise çoğu insan hayattan bihaber.Birçok davada somut delil olarak yazılı resmi belge verdim. Çıkarılan kararlarda okunduğuna dair hiçbir bulgu/vurgu yoktu. Bu da dosya çok olduğunda belgeleri "ciddi ciddi okuyayım" demediklerini anlatıyordu. Hiçbir verdiğiniz evrak okunmuyordu. Somut delil olduğundan da haberi yok. Dosyada tek yarım yamalak bildiği şey, büyük ihtimalle şikayet evrakıdır ki onu da hakim ya da savcı okumuyor. Ona özel kalemi iletiyor, o da yarım yamalak uydurduğu bir yazıyı veriyor. O da kendi işten kaçma peşinde, kısaltıp iş yükünü azaltmanın derdinde. İlk ifade alan da aynı iş yükünden kaçmaya çalışıyor.
Angarya İş
Devlet kurumları, olması gereken gereğini angarya iş olarak görüyor. Yeri geldiğinde nedense maaşlarda azalma olmuyor. Personellerin görevlerini angarya olarak görmesi yasal değil, biliyorum. Ama biliyorum ki kanun insanları "insan" olarak tanımlasa da insan olarak davranmıyor. 50 bin şikayet geliyor gün içerisinde. 3 veya 4 çalışan var şikayeti dinleyen. Sence makul mü? Bir kişinin sürekli 3 tane kalın dava dilekçesi olsa, zamanı kalmaz, tuvalete gidemez, gözleri kör olur. Ben insan oldukları için anlıyorum ama onlar insan olmadığı için beni anlamıyor.Görülmeyen İnsanlık
İnsanların mağdur oldukları için şikayet edeni de var, garaz (yaygın hatalı yazımıyla "garez") için şikayet edeni de. Bunun ayrımını yapmaktansa kapatmak, dilekçeyi komplo teorilerle kapatmak, reddetmek daha kolay geliyor ve bunu uygulamaya devam ediyorlar. Nitekim bu şikayet hakkı, KYOK şikayet reddi kararının birden fazla gelmesiyle Cumhuriyet Savcılığı tarafından vesayet davası açılarak mağdura kasten zarar verecek davranışta bulunuyor. Şikayetler, belgeler, raporlar okunmadığı için hakların elinden alınması için gerekeni yapıyorlar. Hastaneye yatırıp uyuşturup darp ediyor ki "bir daha şikayet etme" diyerek, raporu da "hasta" olarak çıkarıp haklarını elinden almayı düşünüyor. Elbette karar yine mahkemelik bir dava. Burada savcı değil, hakim söz sahibi. Bu durumu kanıtlayacak daha sonradan alınmış sağlam raporum var. Dava devam etmekte. Ama dediğim gibi, insanlığımızı öldürmeye çalıştıkları için bizi insan olarak görmeyi istemiyorlar.Herkese Yapılan Sorun Bu
Davalar, şikayetler, KYOK'lar devlet personellerinin angarya işlerini azaltmak için yapması nedeniyle oluştuğunu düşünmekteyim. Bunun angarya olarak görünmesinin nedeninin ise personel sayısının az olmasından dolayı olduğunu düşünmekteyim. Bu personellere savcı ve hakim de dahildir. Onlar da gözümde işçiden farkı yoktur. Sayıları az, şikayet çok. "Gelen para az, verilen iş yükü çok" vaadiyle işleri yapmaktansa zamana atmayı tercih ediyorlar. Bu durumda mağdur olduğun için değil, iş yükünü artırdığın için bu yükü azaltmak adına şikayeti reddederek iş yükünden kaçınmayı tercih ediyorlar. İşte bu nedenle bu şikayet sorunları doğuyor. Emin ol, kız olduğun için değil, mağdur olduğun için değil, personelin iş yükünden kaçması yüzünden bu sorunlar yaşanıyor.Şikayet Edecek Resmi Kurum Yok
Mersin'de şikayet edecek resmi kurum yok demek istiyorum. HSK Ankara'da, zaten orası bile bakmıyor. Ülkenin dört bir yanından şikayet geliyor ve aynı şekilde yükten kaçma çabası var. İşçi sayısı az, onlar da bu işi angarya olarak görüyor. Bu olayları bildirebileceğin hiçbir kurum yok ve hepsi aynı işten kaytarma peşinde. Hepsi yaptığı işi çok görüyor.İcra Dairesindeki Yaşlı Memur
Hatırlıyorum da bir gün icra işim çıktı. İcrada oturanı hiç masasında görmüyordum. İş çıkıyordu, ortada olmuyordu. Bekliyorduk. Bir geliyordu, "yok" diye giden insanları tık tık geçiyordu, kalanları alıyordu. O günlerden birinde, benim işsiz olduğumu, yardımlarla geçindiğimi söylediğimde "İnsanları tembelliğe alıştırıyorlar" demişti. Beni aşağılamıştı, sinirlenmiştim. Kendisi tüm gün tembellik edip oturduğu yerden işten kaçarken bana bunu demesi hiç hoş değildi. Ona her ay maaşını eksiksiz verildiği halde işten kaçıp bir de "para az" diye protesto eden tayfadan farksız bir tavırdı. Yaptığı yanlıştı ama yaşlıydı. Bencil bir musibetin tekiydi (yahut bir seyyie). Oturup onu düzeltecek değilim. Zaten bir ayağı çukurda, bu saatten sonra geleceğe faydası da olmaz dedim, umursamadım geçtim. Yine de çok etkiledi ki bugün burada onu da dile getirdim.Bilgisi Yok
Çoğu çalışanın, personellerin bilgisi yok maalesef. İşlerden güçlerden, gündemi, kültürü, bilgiyi almıyorlar. Dünya gelişiyor ama onlar aynı konuları defalarca görüyor, aynı konularda ilerliyorlar. Bu durum, bilgisiz insanların karar verme mekanizmasının başına getirilmesinden kaynaklandığını düşünüyorum.Bir davada şahit oldum hakimin cahilliğine. CİMER'i internet sitesi olarak biliyordu. O kadar cahildi ki bir devlet kurumu olduğundan, birçok yerde çalışan personelleri olduğundan bile haberi yoktu. Oysa CİMER, T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi olarak resmi bir devlet kurumudur ve bünyesinde çok sayıda personel çalıştırmaktadır. Bunu bilmemesi, bu kurumda çalışan personellerin varlığını bilmemesi ya da yok denecek kadar azmış gibi davranış sergilemesi komik ama bir o kadar da ciddi sorunlara yol açmaktadır. Hakim "zaten internet sitesi" diyerek koca kurumun içinde olmuş olayı söyleyip geçti. Evet, sanarsın internet sitesine girdim, orada olay yaşadım, personel de içerdeymiş, kavga yaşandı.
Elbette "sen söyleyebilirdin" diyeceksin. Yukarıda bahsettiğim gibi, ne verdiğin yazılar okunuyor, ne senin söylediklerin umursanıyor. Ki duruşmada söyledim, yine de umurunda bile olmadı, bu tavrı koydular.
Çözüm Önerileri
Peki bu sorunların çözümü ne? Elbette her şeyin başında personel sayısının artırılması geliyor. Gün içerisinde gelen 50 bin şikayeti 3-4 kişinin dinlemesi beklenemez. Savcı, hakim, icra memuru ve diğer adliye personelinin sayısı, iş yükünü kaldırabilecek seviyeye çıkarılmalıdır.İkinci olarak, somut delillerin mutlaka incelenmesi ve kararlarda bu delillere yer verilmesi sağlanmalıdır. "Soyut iddia" gerekçesiyle dosyaların kapatılmasının önüne geçilmelidir. Verilen her belge, her rapor mutlaka okunmalı ve hükme esas alınmalıdır.
Üçüncü olarak, kişisel bilgilerin ifşa edilmesi uygulaması derhal kaldırılmalıdır. Kimlik ve adres bilgilerinin taraflar arasında doğrudan paylaşılması yerine, gizliliği koruyacak bir sistem kurulmalıdır. UYAP bu konuda düzenleme yapmalıdır.
Dördüncü olarak, HSK ve CİMER gibi denetim kurumları etkin hale getirilmelidir. Şikayetlerin ciddiye alınması ve iş yükü bahanesiyle savsaklanmaması gerekir. Ankara'da bulunan HSK, ülkenin dört bir yanından gelen şikayetlere aynı ciddiyetle yaklaşmalıdır.
Beşinci olarak, adliye personeline yönelik düzenli eğitimler verilmeli ve güncel gelişmeleri takip etmeleri teşvik edilmelidir. Özellikle CİMER gibi devlet kurumlarının varlığı ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanmalıdır.
Altıncı olarak, iş yükünün angarya olarak görülmesinin önüne geçmek için motivasyon artırıcı önlemler alınmalı, çalışma koşulları iyileştirilmelidir. Maaşlarda azalma olmazken iş yükünün artması, çalışanları işten kaçmaya iter.
Son olarak, KYOK kararlarının soyut iddia gerekçesiyle değil, somut delillere dayanarak verilmesi zorunlu hale getirilmelidir. Vesayet davaları gibi uygulamalar gözden geçirilmeli ve mağdurun ikinci kez mağdur edilmesinin önüne geçilmelidir.
Bu yazdıklarım sadece benim yaşadıklarım değil. Bu, belki de senin ya da tanıdığın birinin de başına gelmiş ya da gelebilecek bir durum. Peki sen ne düşünüyorsun?
- Sen de benzer bir mağduriyet yaşadın mı?
- Mahkemelerde somut delillerin incelenmediğine şahit oldun mu?
- Kişisel bilgilerinin ifşa edilmesi seni de rahatsız etti mi?
- Sence bu sorunların çözümü için ne yapılmalı?
- Personel sayısının artırılması yeterli mi, yoksa sistemin tamamen değişmesi mi gerek?
- Sen olsan ne önerirdin?
Unutma, susanın değil, sesini çıkaranın hakkı korunur. Sen de sesini çıkar. Yorumlarını bekliyorum.
Kaynaklar / Örnek Olaylar
Adliye önünde kadın cinayeti ve adalet protestoları – Mersin’de kadın örgütlerinin adliye önünde yaptığı açıklamalarKaynak: https://www.mersinhaberci.com/habermobil/59481/adliye-onunde-kadin-cinayeti-protestosu.html
Kadın Platformu – Yargı paketi ve adalet protestosu – Mersin’de kadın platformlarının adliye önünde yaptığı eylem
Kaynak: https://www.haberler.com/yerel/mersin-de-kadin-platformu-yargi-paketini-protesto-etti-arbede-yasandi-19197419-haberi/
Kadın hakları / şiddet / adalet çağrısı basın açıklamaları – Adliye önünde yapılan toplu açıklamalar ve protestolar
Kaynak: https://www.instagram.com/reel/DWRSOckjpXR/ (genel medya + sosyal içerik)
HSK'ya başsavcı şikayeti – Gaziantep'te bir yazı işleri müdürünün başsavcıyı HSK'ya şikayet etmesi
Kaynak: https://www.facebook.com/adaletbakanligipersonelleri/posts/yaz%C4%B1-i%C5%9Fleri-m%C3%BCd%C3%BCr%C3%BC-ba%C5%9Fsavc%C4%B1y%C4%B1-hskya-%C5%9Fikayet-ettigaziantepte-ya%C5%9Fanan-olayda-yaz%C4%B1-/3628953363822231/
CİMER – T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi resmi sitesi
Kaynak: https://www.cimer.gov.tr/
HSK Online İletişim Formu – Hakimler ve Savcılar Kurulu'na şikayet başvurusu
Kaynak: https://www.hsk.gov.tr/online-iletisim-formu

Bu yorum bölümü yalnızca yukarıdaki konu ile ilgili yorumlara açıktır. Konu dışı, reklam içerikli veya topluluk kurallarını ihlal eden yorumlar kaldırılacaktır.