Logo

Çevir

Yukarıdaki menüde bulunan Kurallar bölümünden site kullanımını öğrenebilir 📌 Canlı Yayınlara eşlik edebilir 🔴 Destek alanından maddi veya manevi katkı sağlayabilir ❤️ Doğrulanmış sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilir ✅ İsterseniz doğrudan benden bir şeyler isteyerek Soru Sor bölümünden konu ve fikir talep edebilir ❓ Yorum yaparak konular hakkında daha detay isteyebilir veya kendi bilginizi paylaşabilirsiniz 💬 E-posta ile birebir iletişim kurabilir 📧 Google Çeviri ile içerikleri tüm dillerde okuyabilirsiniz 🌐 Site sürekli güncellenmektedir ⚙️ Hatalar olabilir ⚠️ Gördüğünüz hataları iletirseniz gerekli düzenlemeler en kısa sürede yapılacaktır 🛠️

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Politikalarının Aile Bütünlüğü, Bireysel Haklar ve Çocuk Koruma Dengesi Açısından Değerlendirilmesi


Bir önceki yazıda BTK uygulamalarına değinmiştim. Bu yazıda yalnızca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın uygulamalarını değerlendiriyorum. Kurumun adı görev alanını açıkça ortaya koyar. Bakanlık, yalnızca çocukları değil, ailenin tamamını korumakla yükümlüdür.

Son dönemde uygulanan bazı politikalar incelendiğinde çocuk güvenliği vurgusu öne çıkarılırken aileyi oluşturan diğer bireylerin haklarının geri planda kaldığı görülmektedir. Bu durum anayasal hak dengesi açısından sorun oluşturmaktadır.

Bu yasaları ben yazmadım. Bu kurumu ben kurmadım. Görevlerini ben belirlemedim. Ancak yürürlükte olan kurallara herkesin uyması zorunludur.


Aile Bütünlüğünü Koruma Yükümlülüğü – Anayasa Madde 41

Anayasa madde 41 aile kurumunun korunmasını düzenler ve aileyi bir bütün olarak ele alır.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çocuk odaklı koruma yaklaşımı, bazı uygulamalarda yetişkin bireylerin sosyal ve dijital yaşam alanlarını daraltan sonuçlar doğurmaktadır. Aile bireyleri arasında hak dengesinin kurulamadığı durumlar aile içi uyumu zayıflatır.

Bu yaklaşım, aileyi bütün olarak güçlendirme yükümlülüğü ile çelişir ve anayasal koruma amacına zarar verir.


Çocuğun Üstün Yararı İlkesinin Uygulanma Sorunu – Anayasa Madde 41 ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi

Çocuğun üstün yararı ilkesi, çocuğun fiziksel ve psikolojik güvenliğinin sağlanmasını hedefler.

Dijital ortamların aşırı sınırlandırılması, çocukların kontrollü ev ortamı dışındaki alanlara yönelmesine neden olabilir. Çocukların denetimsiz sosyal alanlarda bulunma riskinin artması, koruma politikasının hedefiyle çelişen sonuçlar doğurabilir.

Koruma politikalarının gerçek risk analizine dayanması gerekir. Risk üretme ihtimali olan uygulamalar, çocuğun üstün yararı ilkesinin yanlış uygulanmasına yol açar.


Özel Hayata Müdahale – Anayasa Madde 20

Anayasa madde 20 özel hayatın gizliliğini ve bireysel yaşam tercihlerini güvence altına alır.

Koruma politikalarının kapsamı genişlediğinde, yetişkin bireylerin ev içi yaşam tercihlerine dolaylı müdahale oluşabilmektedir. Bireyin boş zamanını nasıl değerlendireceğine yönelik dolaylı sınırlamalar özel yaşam alanını daraltır.

Bu durum, koruma politikalarının sınırlarının net belirlenmesi gerekliliğini ortaya koyar.


Eşitlik İlkesinin Zedelenmesi – Anayasa Madde 10

Anayasa madde 10 eşitlik ilkesini düzenler ve farklı yaş gruplarının farklı hukuki statülere sahip olduğunu kabul eder.

Yetişkin bireylerin çocuklara yönelik sınırlamalarla aynı uygulamalara tabi tutulması, bireysel sorumluluk ve özgürlük dengesini bozabilir. Koruma politikaları yaş ve sorumluluk farklılıklarını gözetmelidir.

Bu dengenin kurulamadığı uygulamalar eşitlik ilkesinin zedelenmesine yol açar.


Bireysel Gelişim ve Bilgi Teknolojilerine Erişim – Anayasa Madde 27

Anayasa madde 27 bilim, öğrenme ve gelişim özgürlüğünü güvence altına alır.

Dijital platformların sınırlanması bireylerin bilgiye erişimini, sosyal gelişimini ve teknolojik imkânlardan yararlanmasını zorlaştırabilir. Günümüzde dijital ortamlar yalnızca eğlence değil, aynı zamanda öğrenme ve gelişim alanı olarak kullanılmaktadır.

Bu alanlara erişimin ölçüsüz sınırlandırılması bireysel gelişim hakkını zayıflatır.


Kamu Kurumu Sorumluluğu ve Politika Dengesi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, koruma politikaları üretirken temel haklar arasında denge kurmak zorundadır. Koruma politikalarının etkileri yalnızca hedef grup açısından değil, toplumun diğer kesimleri açısından da değerlendirilmelidir.

Politika üretim sürecinde risk analizlerinin şeffaf yürütülmesi, uygulamaların ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.


Çözüm Önerileri ve Olması Gereken Yaklaşım

Koruma politikalarının etkili olabilmesi için bütüncül ve dengeli bir yaklaşım benimsenmelidir.

• Çocuk koruma politikaları hazırlanırken aile bireylerinin tamamını kapsayan etki analizleri yapılmalıdır.

• Yaş gruplarına göre farklılaştırılmış düzenlemeler uygulanmalıdır.

• Dijital alanların tamamen sınırlandırılması yerine ebeveyn kontrolü ve bilinçlendirme temelli modeller geliştirilmelidir.

• Politika üretim süreçlerinde akademisyenler, aile temsilcileri ve uzman kuruluşların görüşleri alınmalıdır.

• Uygulamaların toplumsal etkileri düzenli olarak ölçülmeli ve gerekli revizyonlar yapılmalıdır.


Sonuç

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın temel görevi aileyi bir bütün olarak güçlendirmektir. Çocuk koruma politikaları, diğer bireylerin haklarını zayıflatmadan uygulanmalıdır. Koruma politikalarının başarıya ulaşması, hak dengesi ve ölçülülük ilkelerinin birlikte uygulanmasına bağlıdır.

Yorumlarınız bizim için değerli! Fikirlerinizi, sorularınızı ve görüşlerinizi bizimle paylaşmaktan çekinmeyin. Lütfen yorumunuzun konuyla ilgili olduğundan emin olun ve saygı çerçebesinde kalmaya özen gösterin. Argo, küfür veya topluluk kurallarını ihlal eden yorumlar kaldırılacaktır. Teşekkürler!
✻ ✻ ✻
Yükleniyor...