İsim ve Statü Çelişkisi: Doğrudan Algı
“Polisevi Sosyal Tesisi” denildiğinde doğrudan akla gelir: polis koruması olan, güvenli sosyal tesis, halkın kullanımına açık bir alan. Mersin’de gözlemlediğim kadarıyla, tesis yalnızca polis personeli ve yakınlarına açıktır; halkın erişimi fiilen engellenmiştir.
Bu durum, tesisin kendi seçtiği isim ile fiili uygulama arasındaki çelişkiyi net biçimde ortaya koymaktadır. Vatandaş, isim ve sosyal tesis statüsünden hareketle güvenli bir alana erişeceğini düşünürken, kapılar yalnızca belirli bir gruba açılmıştır. Bu durum, hem sosyal tesis kavramına hem de kamu malı ilkesine ters düşmektedir.
Türkiye genelinde diğer şehirlerde de benzer uygulamaların olduğunu düşünebiliriz, ancak kesin bilgi için okuyucular kendi şehirlerindeki durumu paylaşabilir. Sizler de kendi şehirlerinizde polisevlerinin kullanımını ve halka açıklığını yorumlarda bildirebilirsiniz.
Sosyal Tesis Statüsü ve Kamu Malı: Hukuki Temel
Polisevi, kendi adını “sosyal tesis” olarak seçmiş ve hukuken kamu malı statüsünde yer almaktadır. Sosyal tesis kavramı, yalnızca personel veya misafir odaklı değil, topluma da hizmet sunabilecek bir kamu kaynağıdır.
Kamu malı ilkesi gereği, devletin mülkiyetindeki taşınmaz ve taşınırlar halkın kullanımına açık olmalıdır. Polisevleri, bu statüyü kazanmış olmasına rağmen, fiili olarak halkın erişimine kapalıdır. Bu durum, devletin kendi koyduğu kurallarla çelişmesini ve kaynak israfını doğurur.
Fiilen halkın erişiminin kısıtlanması, sosyal tesislerin amacını baltalamaktadır. Sosyal tesisler, halkın konaklama, dinlenme, sosyal etkileşim ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılaması için tasarlanmıştır. Polisevi ise bu işlevi yalnızca bir grup için yerine getirmektedir; geri kalan vatandaşlar güvenli bir konaklama ve sosyal alan imkanından yoksun bırakılmaktadır. Bu da hem toplumsal faydayı azaltmakta hem de tesisin gerçek potansiyelini sınırlandırmaktadır.
Uygulamanın Yol Açtığı Sosyal ve Ekonomik Sorunlar (Mersin Örneği)
Mersin’deki polisevleri uygulamasının sonuçları şunlardır:
-
Halkın erişimi engelleniyor: Topluma faydalı bir kamu tesisi kullanılmıyor. Vatandaşlar güvenli ve korunaklı bir sosyal alanın erişimine sahip olamıyor. Bu durum, sosyal tesis kavramının temel amacını yok saymaktadır.
-
Devletin geliri düşüyor: Tesis yalnızca personellere düşük fiyatla sunulmakta ve halka kapalı olduğundan gelir potansiyeli tamamen kısıtlanmaktadır. Boş odalar aylarca, hatta yıllarca kullanılmadan beklerken, devletin kasasına girebilecek kaynaklar kaybolmaktadır.
-
Kaynakların etkin kullanımı engelleniyor: Polisevleri, kapasitesi ve fiziksel imkanları açısından tam potansiyelini kullanamamaktadır. Boş odalar ve atıl kalan tesisler, aynı zamanda halkın konaklama bulamamasına neden olmaktadır.
-
Güvenlik ve toplumsal fayda eksikliği: Tesisin halk için kullanılabilir olmaması, güvenlik ve sosyal fayda açısından ciddi bir eksiklik yaratır. Polis koruması ile güvenli sosyal tesis olması beklenen mekân, halk tarafından erişilemediği için bu fonksiyonu yerine getiremez.
Türkiye genelinde de bu durumun geçerli olabileceğini düşünebiliriz, ancak farklı şehirlerde farklı uygulamalar olabilir. Siz de kendi şehrinizdeki polisevi uygulamasını paylaşarak katkıda bulunabilirsiniz.
Halkın Erişimi ve Devlet Politikası Arasındaki Çelişki
Polisevi, hukuken sosyal tesis ve kamu malı statüsündedir. İsim ve hukuki statü, halkın kullanımını gerektirirken, fiili uygulama yalnızca polis personeli ve yakınlarına açıktır. Bu çelişkinin sonuçları:
-
Toplumsal faydanın sınırlanması: Halkın erişimi engellenmiş, topluma faydalı olabilecek bir kamu kurumu atıl kalmaktadır.
-
Gelir kaybı: Personellere düşük fiyat ve halka kapalı olma durumu, devletin potansiyel gelirlerini azaltmaktadır.
-
Kaynak israfı: Tesisin kapasitesi etkin şekilde kullanılmamaktadır.
-
Güvenlik eksikliği: Halk için güvenli alan sağlanamamaktadır.
Devlet, kendi koyduğu sosyal tesis statüsü ve kamu malı ilkesine ters düşmekte, halkın kullanımına açık olması gereken bir kaynağı atıl bırakmaktadır.
Çözüm Önerileri
Halkın Erişimi Açılmalı
-
Polisevi, boş odalarını ve sosyal alanlarını halkın kullanımına açmalıdır.
-
Tarifeler, sivil vatandaşların erişimini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir.
-
Halkın erişimi sağlandığında hem devletin geliri artacak hem de sosyal fayda maksimize edilecektir.
İsim ve Statü Uyumu Sağlanmalı
-
Eğer tesis yalnızca personel için kullanılacaksa, resmi isim “Emniyet Misafirhanesi ” gibi işlevi doğrudan yansıtacak şekilde değiştirilmelidir.
-
Sosyal tesis statüsü, isimle ve uygulamayla uyumlu hâle getirilmelidir.
Bu adımlar, hem kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlayacak hem de toplumsal adalet ve güvenlik açısından ciddi bir fayda yaratacaktır.
Kapsamlı Sonuç ve Eleştiri
Polisevi Sosyal Tesisleri, kendi seçtiği isimle halkın kullanımına açık sosyal tesis olarak tanımlanmıştır. Ancak mevcut uygulama:
-
Halkın erişimini engellemektedir; topluma faydalı olabilecek bir kamu tesisi atıl kalmaktadır.
-
Devlet gelirini düşürmektedir; personellere düşük fiyat sunulması ve halka kapalı olması nedeniyle potansiyel gelir kaybolmaktadır.
-
Kaynakların etkin kullanımını engellemektedir; boş odalar uzun süre beklerken vatandaşlar güvenli konaklama bulamamaktadır.
-
İsmi, statüsü ve uygulaması arasında ciddi bir çelişki oluşturmaktadır.
Polisevi, adını seçmiş ama uygulaması halkı dışlamış, sosyal tesis olması beklenen fonksiyonu fiilen yerine getirmemektedir. Mersin örneği üzerinden gözlemlediğimiz bu durum, Türkiye genelinde de benzer şekilde yürütüldüğü düşünülebilir. Sizler de kendi şehirlerinizdeki polisevi uygulamasını yorumlarda paylaşarak durumu ortaya koyabilirsiniz. Bu, hem toplumsal farkındalık yaratacak hem de devlet politikalarının gözden geçirilmesine katkı sağlayacaktır.
